12 Ağustos 2012 Pazar

Satın Alınan Koca

Başrollerinde Cüneyt Arkın ve Fatma Girik'in bulunduğu bu iddialı isimli film 1971 yapımı. Yönetmen Duygu Sağıroğlu. 

İstanbul'un arka mahallelerinden birinde yaşayan Murat ( Cüneyt Arkın) istediği çıkışı bir türlü yakalayamayan  genç bir yazardır. Geçimini romanlarıyla sağlayamadığı için mecburen bir gazete çalışmaktadır. Kaldığı pansiyonun sahibi ailenin küçük ve hasta kızı Ayşe ile iyi anlaşmaktadır. Bu arada "hasta"yı her iki manada da kullandım. Nasıl desem... Biraz manyak bir çocuk Ayşe, sabahın zartında kalkıp Murat için kahvaltılar hazırlıyor. Hem de öyle iki dandik zeytin peynir falan değil, bildiğin sofra kuruyor çocuk. O yaştaki çocukları az çok tanırım. Ayşe 7-8 yaşlarında sanırım.. Benim de o yaşta bir yeğenim var. Bizim kıza  "Nehircim hemen kendine bir şeyler hazırlayıp yemezsen hayatın boyunca çizgi film izleyemeyeceksin" desek, yine de kalkıp kahvaltı hazırlamaz. Mantık hatası var filmde :)
Ha pardon konumuz Satın Alınan Koca idi değil mi. Neyse, her filmde babacan bir role girmeyi kendine misyon edinen Hulusi Kentmen, bu filmde de karşımıza "babacan gazete sahibi" rolünde çıkıyor. Bir arkadaşının kızıyla bir yıllığına sözleşmeli olarak evli kalmasını teklif ediyor. Bir yılın sonunda anlaşmalı olarak boşanacaklar ve Murat'a bir matbaa kalacak. Kendin yaz kendin bas vuhuuu!

Zengin kızın babası Mahmut Şevki Bey de zengin olduğu için inanılmaz derecede ukala pislik bir adamdır. Zengin olmasaydı böyle olmayacaktı işte. Ah gidi zenginlik.. Bu arada evi tanıdınız değil mi? Hemen her Türk filmine mekan olan "kuşlu konak".
Gelelim zengin kıza. Evin içinde kürkle dolaşan görgüsüz, pis, şımarık (buraya bin tane şey daha eklenebilir) Zeynep (Fatma Girik), bir sebepten dolayı Murat'la evlenecektir. Bu arada bir sebep diyorum çünkü neden Murat'la zorla evlendirildiğini anlayamadım. Hamilelik desen değil, sevdiğine kavuşamazsa ölecek hastalığı desem değil, miras desem hiç değil. Lost izlemiş, House izlemiş insanım ben ama buradaki meseleyi anlayamadım. Mahmut Şevki Bey ve kızının arasındaki diyaloglardan anladığım kadarıyla Zeynep'in sağda solda dedikodusunu yapıyorlarmış sanırım, o yüzden evlendiriyorlar kızı. Hmmm ne yapmış ki acaba Gossip Girl tarzı bir skandal mı acaba?
Öyle ya da böyle bir şekilde bunlar evleniyorlar. Sonrasını aslında yazmama bile gerek yok :) Tanju Okan'ın Hasret şarkısı eşliğinde romantik anlar yaşanıyor. Zaten şarkı da neredeyse film boyunca kullanılıyor.



*
Film hakkında internette yapılan yorumlara baktım da millet çok severek izlemiş. Bana hitap etmedi demekki. Yani ne bileyim, Fatma Girik'in de Cüneyt Arkın'ın da bundan daha güzel filmleri var. Filmi yazma sebebim farklı benim. İlerleyen karelerde anlarsınız :)
Fatma Girik'in filmde kullandığı aksesuarlar ve kıyafetleri baya baya enteresan. Aşağıdaki kare hariç. Orada çok güzel gözüküyor. Hatta o kadar güzel ki Facebook'um olsa ve Fatma Girik bu resmi orada paylaşsa, "çok güsel olmuşsun tatlım :)) peri kısı gibi olmuşsun ^.^" yazardım. 
Fatma Girik'in filmde canlandırdığı Zeynep'in tuhaf tuhaf huyları var. Mesela evin içinde pullu mullu şeyler giyerek deniz kızı gibi geziyor...
Kafasına nihale takıyor...
Kareteden kazandığı sarı kuşağı beline bağlayıp geziyor.
Bundan sonraki üç karede ise dediklerimi hoop geri alıyorum. Hepsinde çok şık.
Sarı beresiyle adeta bir Blair Waldorf.
İncisiyle adeta bir diplomat hanımı.
Kıpkırmızı gömleğiyle şahane olmuş. 
*
Eveeet burada duruyoruz. Bundan sonraki iki karede Fatma Girik değil, yanındakiler önemli.
-Boynumdaki şeyin ne olduğuna dair hiç bir fikrim yok. Belki yaka, yok yok mama önlüğü daha mantıklı.
Bu nedir arkadaş yaa?? Vatdafakisgoyinondeeeer? Yaka desem değil, mama önlüğü desem değil. Allasen o kırmızı ablanın yakasındaki şey ne öyle. Geçenlerde bir dergide gördüm, Nil Karaibrahimgil, Madonna konserine giderken elbisesinin üzerine böyle bir şey takmıştı. Ama onunki direk, bodoslama mama önlüğüydü. Hatta önünde bebek motifi vardı. 
*
DİKKAT DİKKAT BU FOTOĞRAFTA GÖRECEKLERİNİZ... YA DA NEYSE BEN YORUM YAPMIYORUM.

Beyler, yıllardır Twitter olsun, başka sosyal medya platformları olsun, kış aylarında biz kızların kazaklarımızın üzerine kemer takmasını eleştirdiniz. Ve haklıydınız da. Evet, kazak üstü kemerle ünvan maçına çıkan boksörlere benziyoruz. (Ben hariç ben bu kombini sevmediğimden hiç denemedim.) Bu beyabi ise yıllar yıllar öncesinden bu saçma sapan akımı başlatmış. Filme bak be, kırk sene sonrasının modasına ilham vermiş. Size soruyorum kızlar: Aranızda ilk hanginiz, bu filmi izleyip "Ay adamda ne tarz durmuşşş, dur bi de ben deneyeyim" dedi. Bir adım öne çıksın, lütfen.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder